6. TETİK KARARI (C-171/97; 23 Ocak
1997)
Dava Konusu ve Divana İntikali
Recep Tetik isimli Türk vatandaşı, 1980 yılının
Eylül ayından 20 Temmuz 1988 tarihine kadar çeşitli Alman gemilerinde
gemi adamı statüsünde yasal olarak istihdam edilmiştir.
Tetik, 20 Temmuz 1988de kendi isteği ile bu işini
bırakmış, 1 Ağustos 1988de Berline giderek aynı gün,
2020 yılına kadar Almanyada ikamet etmek istediğini belirtmek
suretiyle, karada, kazanç getiren bir işe girmesine imkan tanıyacak
süresiz bir ikamet izni için başvuruda bulunmuştur. Tetikin süresiz
ikamet izni başvurusu üzerine kendisine verilen kayıt belgesine
kazanç getiren işe giremez ibaresi konulmuştur.
Tetikin başvurusu 19 Ocak 1989da Berlin ili yetkili makamları
tarafından reddedilmiş ve kararın hukuka uygunluğu Eyalet
Idare Mahkemesinin 10 Aralık 1991 tarihli kararı ve Eyalet Yüksek
Idare Mahkemesinin (Oberverwaltungsgericht) 24 Mart 1992 tarihli
kararlarıyla teyit edilmiştir.
Gemici olarak çalışmayı kendi isteği ile bırakan
ve o tarihten itibaren işsiz olan Recep Tetik bu gelişmeler üzerine
Federal Idare Mahkemesine (Bundesverwaltungsgericht) başvurmuştur.
Sözkonusu mahkeme, Tetikin ikamet izin talebinin reddini Alman mevzuatına
uygun bulmakla birlikte, adıgeçenin 1/80 sayılı Kararın 6.
maddesi kapsamında bir haktan yararlanıp yararlanamayacağı
hususuna açıklık getirmek üzere 11 Nisan 1995te
aşağıda belirtilen 2 ön karar sorusunu Divana intikal
ettirmiştir:
i. 1980-1988 yılları arasında
bir üye ülkeye ait gemilerde ulusal mevzuat uyarınca istihdam
edilmiş, gelir vergisini ödemiş ve sosyal güvenlik hakları
bakımından bu üye devlet mevzuatına tabi olmuş ancak
kendisine sadece gemilerde çalışmasına izin veren
sınırlı bir ikamet izni verilmiş olan bir Türk gemicisi,
1/80 sayılı Kararın 6(1). maddesi kapsamında üye ülkenin
iş gücü piyasasına dahil sayılır mı?
Sözkonusu istihdamın Alman mevzuatı kapsamında
çalışma iznini gerektirmemesinin ve gemicilere istihdam ve sosyal
güvenlik hukuku bakımından bir ölçüde özel yasa hükümlerinin uygulanmasının
bu soruya verilecek cevap üzerinde bir etkisi var mıdır?
ii. Birinci sorunun
cevabı olumlu ise, örneğin sağlık gerekçeleriyle değil
de kendi iradesi ile işinden ayrılan ve 11 gün sonra ikamet izninin
bitimini takiben karada bir işte çalışmak üzere ikamet izni
başvurusunda bulunan ancak bu talebinin reddedilmesi nedeniyle işsiz
konuma düşen bir Türk gemicisi ikamet izni hakkını kaybeder mi ?
Ulusal mahkeme, 30 Ağustos 1995te daha önce intikal ettirdiği
ilk sorunun Bozkurt kararıyla cevaplandırılmış
olduğunu ve sadece, Tetikin işinden kendi rızasıyla
ayrıldığı dikkate alındığında 6(1).
maddenin 3. bendine dayanarak ikamet iznine hak kazanıp kazanmayacağı
hususunda tereddütü bulunduğunu, bu çerçevede 1. sorunun
cevaplanmasına gerek kalmadığını ve Divanın
sadece 2. soruyla ilgili ön kararını beklediğini
belirtmiştir.
Divanın Muhakemesi
Divan ilk soruyla ilgili muhakemesinde aşağıdaki
hususları belirtmiştir:
Ankara Anlaşmasının 12., Katma Protokolün 36. maddesi ve
nihayet 1/80 sayılı OKKda serbest dolaşımın kademeli
olarak gerçekleştirilmesi öngörülmekte ve Bozkurt kararıyla da
belirttiği gibi Topluluk Antlaşmasının 48., 49. ve 50.
maddeleri prensiplerinin mümkün olduğunca 1/80 sayılı OKK
kapsamındaki Türk işçilerine yansıtılması gerekmektedir.
Divanın 6(1). maddedeki istihdamla ilgili hakların ikamet izni
hakkının mevcudiyetini de gerektirdiğine ilişkin
kararları da dikkate alınmalıdır.
6(1). maddenin 1. paragrafının ilk iki bendinin aksine 3. bendi,
belli bir işveren nezdinde ya da belli bir işkolundaki işlere
değil, üye ülke vatandaşlarının öncelik hakkı
saklı kalmak kaydıyla istenilen her türlü işe başvurma ve
koşulsuz iş arama hakkını öngörmektedir.
Topluluk Antlaşmasının 48. maddesi üye ülke
vatandaşlarına bir başka üye ülkede çalışma
amacıyla ikamet etme hakkı vermektedir. Türk işçilerinin
Topluluk vatandaşları gibi serbest dolaşım hakkı
olmamakla birlikte bu hedefe yönelik özel haklara sahip olmaları nedeniyle
Topluluk vatandaşlarına benzer şekilde bir üye ülkede makul süre
iş arama hakkına sahip olmaları gerekir.
Komisyonun da iddia ettiği gibi, 6(1). maddenin 3. bendinin tam etkiye
sahip olabilmesi için bir Türk işçisi en az 4 yıllık yasal
istihdamdan sonra işinden ayrılarak yeni bir iş arama
hakkına sahip olmalıdır. Aksi takdirde bu hükmün bir anlamı
kalmayacaktır.
Yeni bir iş bulmak için gerekli olan makul sürenin tespiti mahalli
makamlarca yapılmalıdır. Ancak her halükarda bu süre
kişinin yeni bir iş bulmasına ve böylece 6(1). maddenin 3.
bendinin sağladığı hakkı kullanmasına imkan
tanıyacak bir süre olmalıdır. Bu süre, ulusal mevzuatla
belirlenmemiş olması halinde, ulusal mahkemeye intikal eden her bir
dava için mahkeme tarafından belirlenmelidir. Bu davada olduğu gibi,
bir Türk işçisinin çalışma izninin bitimi ile ikamet izninin
bitimi arasındaki birkaç günlük süre yeni bir iş bulması için
yeterli değildir.
Alman ve Ingiliz Hükümetleri, daha önceki istihdam sürelerinden doğan
hakların ancak işçinin isteği dışındaki
nedenlerle işe ara verdiği durumlarda kazanılabileceğini,
6(2). maddenin 2. cümlesinden tersine bir yorumla, bu davada olduğu gibi,
kendi isteği ile istihdam ilişkisini bitiren ve hemen akabinde yeni
bir işe giremediği için istihdam piyasasından tamamen
ayrılan bir Türk işçisinin daha önceki istihdamına dayanarak hak
talebinde bulunamayacağını iddia etmişlerdir. Bu iddiaya
kabul etmek mümkün değildir. Zira, 6(2). maddenin amacı, sadece
hastalık ve benzeri nedenlerle çalışamaz duruma düşen
işçiyi korumaktan ibarettir. Bu davada olduğu gibi bir üye ülkenin
istihdam piyasasında yasal olarak 4 yıl çalıştıktan
sonra kendi isteği ile işinden ayrılan bir Türk işçisi,
işgücü piyasasına kayıtlı olmayı sürdürdüğü
müddetçe (iş arayan olarak istihdam bürosuna kayıtlı olduğu
veya gerekli diğer formaliteleri
yerine getirdiği sürece) iş piyasasından kesin olarak
ayrılmış sayılamaz ve 6(1). maddenin ilk bendi
kapsamında üye ülke iş piyasasına usulüne uygun olarak
kayıtlı sayılır. Işinden ayrıldıktan sonra
hemen yeni bir iş bulamayan, bununla birlikte istihdam bürosuna iş
arayan olarak kayıt yaptırmak gibi ilgili üye ülkede gerekli olan tüm
formaliteleri yerine getirmiş bir Türk işçisi bu madde
kapsamında sayılır. Ancak bu davada, Tetikin ikamet izni
başvurusunu takiben kazanç getiren bir işte
çalışmasının yasaklandığı dikkate
alındığında, adıgeçenin işgücü piyasasına
kayıtlı olmayı sürdürmek üzere istihdam bürosuna kayıt
yaptırmak gibi gerekli formaliteleri yerine getirme zorunluluğunun
bulunup bulunmadığı ulusal mahkemece belirlenmelidir.
Gene Alman ve Ingiliz Hükümetlerince iddia edilen ve Bozkurt kararında belirtilen bir
iş kazası sonucu devamlı işgöremez duruma düşen bir
Türk işçisinin o üye ülkede ikamete devam edemeyeceğine dair yorumun,
bu davada olduğu gibi, kendi isteği ile iş piyasasından
ayrılan bir işçi için de geçerli olduğu görüşü de kabul
edilemez. Bozkurt davasında,
sözkonusu işçi devamlı işgöremez konuma düştüğü için
iş piyasasından ayrılmış sayılmıştır.
Oysa bu dava benzeri durumlarda olduğu gibi, işçi, gerekli
formaliteleri tamamlayarak gerçekten iş araması halinde istihdam
piyasasına kayıtlı kabul edilmelidir.
Karar
1/80 sayılı Kararın 6(1). maddesinin 3. bendi, bir üye
ülkede 4 yıldan fazla süreyle yasal olarak istihdam edilen, aynı üye
ülkede başka bir iş arama amacıyla işinden kendi
isteği ile ayrılan ve hemen yeni bir iş bulamayan bir Türk
işçisinin, bir üye ülkenin işgücü piyasasına kayıtlı
olmayı sürdürmek üzere istihdam bürolarına iş arayan olarak
kayıtlı olmak gibi o ülkenin mevzuatının gerektirdiği
formaliteleri yerine getirdiği müddetçe o ülkede yeni bir iş bulma
amacıyla makul bir süre için iş arayabileceği şeklinde
yorumlanmalıdır. Bu sürenin tayini üye ülke tarafından, bu
hususta mevzuat hükmü bulunmaması halinde ise her bir dava için ulusal
mahkeme tarafından yapılır. Ancak bu süre işçinin yeni bir
iş bulmasına imkan verecek makul bir süre olmalıdır.
Sonuç
Tetik Kararının en önemli sonucu, bir üye ülkede 1/80 sayılı Kararın 6.maddesi kapsamında 4 yıl yasal olarak istihdam edilen Türk işçilerinin, 6(1) maddenin 3. bendinden kaynaklanan, istedikleri bir istihdama başvurma hakkını kullanabilmeleri için, 4 yıllık yasal çalışmadan sonra hemen yeni bir istihdam imkanı bulmuş olmalarının gerekmediğinin, o ülkenin istihdam piyasasına kayıtlı olmayı sürdürmek üzere gerekli formaliteleri yerine getirmek koşuluyla, ilgili üye ülkede makul bir süre kalarak iş arama hakkına sahip olduklarının belirlenmiş olmasıdır.